16 Şubat 2011 Çarşamba

Eyvah, buzdolabında bir dil var!

Ben çocukken bizim evde pek et pişmezdi. Pişse de, “aman çocuk biraz da et yesin” diye sırf benim için pişerdi. O nedenle de ben, et yemeklerini pişirmesini bilirim, ne de yemesini. Ortaokuldayken uzun süre yediğim şeyin et döner mi tavuk döner mi olduğunu ayırt edemeden yaşadım.

Tabii, evlendikten sonra her şey değişti.
Daha evliliğimizin ilk zamanları. Özenip bezenip binbir çeşit sebze yemekleri hazırlıyorum. Yemek bitiyor. Ne yapacağını bilmeyen yeni evli çift edasıyla salona geçiyoruz. Tam ‘Oh! Her şey süper gitti. Hepsini yediğine göre, gerçekten güzel yapmışım’ diye kendi kendime havaya girmek üzereyken bir ses:

-Burcu, sosisli yiyelim mi?
-Nasıl yani sosisli?
-Şu aşağıdaki benzinciye gidip alayım. Orada satılıyor.
-Sen doymadın mı? Yoksa yemekleri mi sevmedin?
-Ne alakası var? Canım çekti.
-Canım ama buna ihtiyacın yok ki. Yemek yedik biz.

Oflamalar, poflamalar. Sonuç iki taraf ta mutsuz.

Aradan geçti altı sene. Bu seneler içersinde benim yeme alışkanlıkların epeyce bir değişti. Fazla uçlarda olmamak şartıyla bol bol köfte, biftek vs. tüketiyorum. Hatta canım bazen fena halde et istiyor. Ama hala evde et yemekleri pişirme konusunu eşime bırakıyorum. Hem işime geliyor, hem benden güzel yapıyor, hem de ağzının tadını biliyor…

Geçen sene 32. yaşıma girdiğim gün, kardan yollar az da olsa kapanmıştı. Cumartesi günüydü. Günü bizim mahalle ve civarında yürüyerek geçirdik.

Yürürken ‘Şampiyon’ gözümüze çarptı. Sanırım hem soğuktan, hem yorgunluktan, hem de bunca yıldır kendimce ‘çılgın’ diye nitelendirilecek hiçbir şey yapmadığımdan olsa gerek, kendime ‘kokoreç yeme’ hediyesi vermeye kara verdim.
Tahmin edebileceğiniz gibi elbette ‘Şampiyon’u ilk gören ben değildim. Bunu ilk teklif eden ben değildim.

O gün ilk kez yediğim kokorecin tadını çok sevdim ve o gün bu gündür tüketmediğim yılların hatırına hızla tüketiyorum.

Gelelim bugüne…
Yemek konusundaki ‘sert’ kaleleri iyice yıkılan Burcu’nun geldiği son duruma…

Biraz önce marketten döndük. Yiyecek, içecek, temizlik malzemesi vs. evin eksikleri için. Sonuç çok acı.

Şu anda buzdolabında bir dil duruyor.
Dile baktığım anda hayvanın diğer bütününü görüyorum. Gözümün önünde dili olmayan bir sığır koşuşturuyor.

Bu sefer yenik düşmeyeceğim. Onu kesinlikle yemeyeceğim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder